gecenlerde gordugum bir habere gore, cin'de bir hayvanat bahcesinde ciftlesemeyen pandalar butun gorevlilere dert olmus. adamlar dusunup tasinmislar, herhalde erkek panda disisini begenmiyor diye disi pandayi rejime sokmuslar. disi panda 10 kilo vermis, yine de bir aksiyon yokmus henuz.
oncelikle antropomorfizmin bu kadarina pes dogrusu. oldu olacak disi pandayi solaryuma gonderip silikon taktirip tuylerini sariya boyayarak bir daha denesinler.
ikincisi de ne malum erkegin disiyi begenmedigi? belki disi begenmiyor erkegi. yazdirdilar mi erkek pandayi bir spor salonuna?
o olmadi kocam size emanet turu bir programda 'kadinlar hassas ruhlu erkekleri sever', 'lutfen disinizden once bambu yapraklarini kemirmeye baslamayin' turu taktikler aldiktan sonra elinde bir kutu cikolata, tuyler joleyle dikilmis, boynunda sikan bir kravat disisine kur yaparken gormek ister o pandayi bu deli gonul.
Friday, July 17, 2009
Sunday, July 12, 2009
yarappi sukur sukur -2
yarappi sukur sukur post'unu yazdiktan sonra bu tur konularda fikrine en cok guvendigim (i.e. her yaptigimi begenen) insanlardan biri olan kardesime facebook'tan mesaj attim. "blog'uma yeni bir seyler yazdim. bir bakip yorumlarini yazar misin" diye sordum.
gelen cevap:
YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM
kardesim de ayni askin meyvesi nihayet.
gelen cevap:
YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM YORUM
kardesim de ayni askin meyvesi nihayet.
Thursday, July 9, 2009
yarappi sukur sukur
tam bir nikotin nazisi olarak evde annemle babama yanimda kesinlike sigara icirtmiyorum. ama beni birakip balkona sigara icmeye gittiklerinde de dengesiz gibi peslerinden gidiyorum. bu nedenle cogu zaman sigaralarini yarida sondurmek zorunda kaliyorlar.
bu aksam yine serrimden korkup caktirmadan balkona sizmaya calistiklarini fark ettigim anda sacmalamaya basladim:
"onemli olan cocugu dogurmak degil, o cocukla ilgilenmek. gereken ilgiyi gosteremedikten sonra 10 tane dogursan kac yazar?"
ses cikmayinca dondum geldim iceri, oturdum kitap okuyordum. annem bir hisim iceri girdi. 'ilgi mi istiyorsun? al o zaman' diye elime katlanmis bir kagit tutusturmasiyla cikmasi bir oldu.
kagidi actim baktim. kadin usenmemis, kocaman kocaman harflerle kagidin her tarafina ilgi ilgi ilgi ilgi ilgi ilgi yazmis, kenarda kalan bosluklari da farkli fontta ve daha kucuk olarak yine ilgi ilgi ilgi'lerle doldurmus.
cocuguna ilgi gostermekten anladigi bu olan ebeveynlerin yetistirdigi biri olarak ben de ancak boyle bir insan olabildim. buna da sukur.
bu aksam yine serrimden korkup caktirmadan balkona sizmaya calistiklarini fark ettigim anda sacmalamaya basladim:
"onemli olan cocugu dogurmak degil, o cocukla ilgilenmek. gereken ilgiyi gosteremedikten sonra 10 tane dogursan kac yazar?"
ses cikmayinca dondum geldim iceri, oturdum kitap okuyordum. annem bir hisim iceri girdi. 'ilgi mi istiyorsun? al o zaman' diye elime katlanmis bir kagit tutusturmasiyla cikmasi bir oldu.
kagidi actim baktim. kadin usenmemis, kocaman kocaman harflerle kagidin her tarafina ilgi ilgi ilgi ilgi ilgi ilgi yazmis, kenarda kalan bosluklari da farkli fontta ve daha kucuk olarak yine ilgi ilgi ilgi'lerle doldurmus.
cocuguna ilgi gostermekten anladigi bu olan ebeveynlerin yetistirdigi biri olarak ben de ancak boyle bir insan olabildim. buna da sukur.
Friday, July 3, 2009
bendeniz
uzun yillar boyunca kendimi gayet normel bir insan sanmis olmama karsin son zamanlarda diger insanlarla cesitli interaksiyonlar sonucu kendim hakkinda kimi aci gerceklerin farkina vardim:
1. cogunlukla cakmak cakamiyorum.
2. oldu ki caktim, cakmaklardan korkuyorum. ki cakmak cakamamakla bu korkunun dogrudan alakasi var.
3. cakmaklardan korktugum icin cakmakla ocak da yakamiyorum. ama kibritle yakabiliyorum. (afferim kizima)
4. daha onceki blog entrylerimden birinde de bahsettigim uzere, hayatimda hic kedi yavrusu gormemisim.
5. hayatimda hic iskembe corbasi da gormemisim.
burdan ne sonuc cikariyoruz?
6.annemle babam beni bir sosyal psikoloji deneyinin parcasi olarak sirin mi sirin bir saksida yetistirmis.
1. cogunlukla cakmak cakamiyorum.
2. oldu ki caktim, cakmaklardan korkuyorum. ki cakmak cakamamakla bu korkunun dogrudan alakasi var.
3. cakmaklardan korktugum icin cakmakla ocak da yakamiyorum. ama kibritle yakabiliyorum. (afferim kizima)
4. daha onceki blog entrylerimden birinde de bahsettigim uzere, hayatimda hic kedi yavrusu gormemisim.
5. hayatimda hic iskembe corbasi da gormemisim.
burdan ne sonuc cikariyoruz?
6.annemle babam beni bir sosyal psikoloji deneyinin parcasi olarak sirin mi sirin bir saksida yetistirmis.
Friday, June 26, 2009
pretty woman
hayatimin hicbir doneminde asi, kurallara boyun egmeyen bir insan olamadim. kucuk yaslardan itibaren anne babamin dediklerini harfiyen yerine getirmezsem hep huzursuzluk duydum. aile icinde hala isyerinden anneme telefon edip 'anne koftelerimden ucunu yedim, birini yemesem olur mu' deyisim, marketten eve oglen sicaginda geri donup 'max kalmamis magnum alabilir miyim' deyisim anlatilir.
7-8 yaslarindayken, evde tek basina kaldigim bir aksam televizyonda ozel bir kadin oynamasina ve o yasimda julia roberts hayrani olmama ragmen annem seyretmemei tembihledigi icin acip da seyredemedim culyayi rabirtsi. kanallari dolasirken azicik gozum takilsa sucluluk duydum.
ayni durum yetiskinlikte de devam etti maalesef. insanlar sims oynarken havuzun merdivenlerini kaldirsam, evde yangin cikarsam, kocamin onunde sevgilimle opusem, arkadasimi tokatlasam, mafyada kariyer sahibi olsam ne olur diye deneyler yaparken ben orda bile protestan etik anlayisimlan ornek bir vatandas oldum. saftirik gibi sabahin korunde kalkip ders calisip ise gittim. 'cocuk ister misin' dediklerinde sorumlulugunu tasiyamam, sabinin kanina girmeyeyim diye reddettim.
allahim sen akil fikir ver yareppim, annemlerin de musadesiyle tabii.
7-8 yaslarindayken, evde tek basina kaldigim bir aksam televizyonda ozel bir kadin oynamasina ve o yasimda julia roberts hayrani olmama ragmen annem seyretmemei tembihledigi icin acip da seyredemedim culyayi rabirtsi. kanallari dolasirken azicik gozum takilsa sucluluk duydum.
ayni durum yetiskinlikte de devam etti maalesef. insanlar sims oynarken havuzun merdivenlerini kaldirsam, evde yangin cikarsam, kocamin onunde sevgilimle opusem, arkadasimi tokatlasam, mafyada kariyer sahibi olsam ne olur diye deneyler yaparken ben orda bile protestan etik anlayisimlan ornek bir vatandas oldum. saftirik gibi sabahin korunde kalkip ders calisip ise gittim. 'cocuk ister misin' dediklerinde sorumlulugunu tasiyamam, sabinin kanina girmeyeyim diye reddettim.
allahim sen akil fikir ver yareppim, annemlerin de musadesiyle tabii.
Monday, June 15, 2009
baska turlu bir sey
jonathan safran foer'in extremely loud and incredibly close romanini okudum gecenlerde. neden bilmiyorum, fillerle ilgili bir deneyin anlatildigi kismin cok etkisinde kaldim.
filler zaten biliyorsunuz, hafizalariyla meshur. birbirlerinin sesini de kilometrelerce uzaktan duyup taniyabiliyorlarmis. surunun olen uyelerinin sesini kaydetmis olan biliminsanlari bir sure sonra bu sesleri tekrar fillere dinletmisler. fillerin sesin kaynagina yonelmesinden de sesi tanidiklari sonucunu cikarmislar.
sevdikleri ve artik onlarla olmayan birinin sesini duyan filler ne hissettiler acaba? kafalari mi karisti, umutlandilar mi, sevindiler mi? ben fil olup da boyle bir tecrube yasasaydim ne dusunurdum? bu deneyin bende uyandirdigi duygulari tarif edebilecegimi sanmiyorum. bilimsel olamayacak kadar huzunlu bir deney bence.
bir dahaki hayatimda dunyaya bir hayvan olarak gelmem gerekiyorsa fil olabilir miyim? penguen de olur.
filler zaten biliyorsunuz, hafizalariyla meshur. birbirlerinin sesini de kilometrelerce uzaktan duyup taniyabiliyorlarmis. surunun olen uyelerinin sesini kaydetmis olan biliminsanlari bir sure sonra bu sesleri tekrar fillere dinletmisler. fillerin sesin kaynagina yonelmesinden de sesi tanidiklari sonucunu cikarmislar.
sevdikleri ve artik onlarla olmayan birinin sesini duyan filler ne hissettiler acaba? kafalari mi karisti, umutlandilar mi, sevindiler mi? ben fil olup da boyle bir tecrube yasasaydim ne dusunurdum? bu deneyin bende uyandirdigi duygulari tarif edebilecegimi sanmiyorum. bilimsel olamayacak kadar huzunlu bir deney bence.
bir dahaki hayatimda dunyaya bir hayvan olarak gelmem gerekiyorsa fil olabilir miyim? penguen de olur.
Saturday, June 13, 2009
liste
gecen pazar, 2 aylik bir hasretten sonra nihayet, orta asya'dan akdeniz'e bir kisrak basi gibi uzanan guzel memleketimize dondum. donmeden once babam, artik ne isine yarayacaksa, yanimda getirecegimiz esyalarin bir listesini istedi. ilisiktedir:
bir tane buyuk boy valiz, bir tane kucuk boy valiz, iki adet koltuk degnegi, bir adet tekerlekli sandalye, bir kucuk boy koli, bir sirt cantasi ve bir tane de orta boy anne
bilginize.
bir tane buyuk boy valiz, bir tane kucuk boy valiz, iki adet koltuk degnegi, bir adet tekerlekli sandalye, bir kucuk boy koli, bir sirt cantasi ve bir tane de orta boy anne
bilginize.
Subscribe to:
Posts (Atom)