Sunday, February 14, 2010

sanat hayatimda yeni bir sayfa

dikis makinesine yer acmak icin evden atilmak uzere oldugumu anlayinca kardesimin isportacidan aldigi takma sakal biyigi yuzume yapistirip "mafyayim ben, meksika mafyasi" diye gezinerek dosta guven verip evdekilerin yuregine korku salma planim basarisiz olunca yeni bir icat cikardim.
babamin bir yerlerden komikligine bulup getirdigi ufak boy uyduruk darbukaya rastgele vurarak evdekileri pusuya dusuruyor "sokak calgicisiyim ben, bana para verin" diye gercekten kopru altinda yatacagim gunlerin rizkini cikarmaya calisiyorum.
verdikleri on kuruslarla bu is nasil hallolacak onu da bilmiyorum. ulkemizde sanatin hali gercekten icler acisi. sanatciya saygi sifir. annem olacak o kadin dikis makinesi darbuka caliyor olsaydi ona on kurustan daha fazlasini layik gorurdu, bundan da adim gibi eminim. az kaldi ama. yakinda isterse yaptigi mantilari dikis makinesine yedirsin. ben sanat hayatimda yeni bir sayfa aciyorum. bekle beni unkapani, ben geliyorum.

Sunday, January 31, 2010

katar katar trenler

kardescegzim, yavrucagim katar'a gitti. bu aralar yazacak bir sey aklima gelmediginden son konusmalarimizi paylasayim dedim:

- abla burda herkes cok zengin, insanlarin cantalarindan ikiser ucer blueberryler dokuluyor
-hahahaha, telefonunun tuslarinin numerolari bile silinmis pis fakir, blackberry demek istedin herhalde, yuksek sosyete icinde senden kardesim diye bahsetmeye utaniyorum resmen
-simdi sen pek bilmiyor olabilirsin, turkiye'de yasadigin icin yuksek vergilarden dolayi sizin sosyete alamamis olabilir. biz araplar burda blackbberry'nin yeni modelini kullaniyoruz adi da blueberry.
-bir 'buluberi' icin iki dakikada turkluk onur ve gururunu sattin. deveye binen, collerde gezen, pis arapligi benimsedin. holdeki ataturk resmi agliyor su an biliyor musun?

bu son mailimden sonra kendisinden haber alinamadi. ama kurumumuz basin ilkelerine saygili, gazetecilik ahlakina vakif bir yapilanmadir. kendisi yukaridaki suclamalara yazili veya sozlu cevap verdigi takdirde, eger isterse, cevabi yine bu sayfadan kamuoyuna iletilecektir.

saygilarimla
libra serafettinabla

Saturday, January 16, 2010

annem ne demek istiyor -2

evde istenmiyor olusumuzu icime sindiremedigimden anneme dun kardesimle bizi ust uste yigmak pahasina elde edecegi depoya ne koymayi planladigini sordum:

-dikis makinesini filan koyarim
-sen ben bu dikis makinesini kullanmiyorum aticam artik demiyor muydun?
-supurgeyi de koyarim, koyacak bir sey bulurum

oda ortadan ikiye bolunecek; bir yariya benim yatagim, kardesimin yatagi, iki kitaplik, iki komodin, bir calisma masasi ve gardroplar, obur yariya da atilmasi dusunulen dikis makinesiyle supurge konacak.

dunyada esyalari rahat ettirmek icin insanlarin saga sola tikistirildigi ilk ev bizimkisi herhalde. ben burdan umudu kestim. evinde beslemek uzere evcil hayvan arayan?

Thursday, January 14, 2010

annem ne demek istiyor?

annem cok bayilmasa da ben su an oturdugumuz evden oldukca memnunum. annemin de memnuniyetsizligi neden kaynaklaniyor tam olarak anlayabilmis degilim.

gecen gun sey dedi mesela: sizin odayi duvarla soyle ortadan ikiye bolsek, yarisini depo olarak kullansak size yine de baya yer kalir gibi (kalan yere yan yana yapisik yataklarimizin bile sigmasi mumkun degil). su an bizim olan odaya da zaten onun 'eve gelen giden oluyor. iki kardes iki odayi zapt ettiniz, sizin ikinizi ayni odaya alalim, obur odayi misafir odasi yapalim' demesiyle dolustuk.

bir ay kadar once de mutfaktayken durup dururken 'kardesin universiteye baslasin da rahat rahat yerlestireyim su dolaplari' demisti. kardesimin universiteye baslamasiyla rahat rahat yerlestirilen mutfak dolaplari arasinda bir ilgi kuramamistim acikcasi.

kendisinin zaman zaman bir bize, bir kitapliklarimiza bakip 'bunlar ne zaman gidecek bu evden' diye ic gecirdigi de vaki. kitapliklari kast ediyor tabi. 'ileride biz babanla ikimiz kalinca bu evde, su evin sikis tepisliginden de kurtulmus olacagim' derken evi sikis tepis yapanin hala sakladigi 30 senelik ceyizleri oldugunu ummak istiyorum.

annem bize bir sey anlatmaya calisiyor ama ne? cozemedim henuz.

Sunday, January 3, 2010

bilgi cagi, internet, kitap okumak

eksi sozluk'te dun cok atesli bir kitap okuma tartismasi dondu. kitap okumanin eksikliginin hissetmemenin buyuk bir kayip oldugunu savunanlarla 'uzay cagi'na girdigimiz su gunlerde internetler filan dururken hayla daha kitap mi kaldi'cilar birbirlerine girdiler.

ben sahsen tabi ki bu tartismada internetcilerin tarafini tutuyorum. bilgi edinmek istiyorsam acip internete, wikipedia'ya bakmak yerine sayfalarca kitap okumanin mantikli bir tarafini goremiyorum. kitap zaten cok statik, kendini guncelleyemiyor. simdi herhangi bir saygin yayinevinin yayinladigi herhangi bir kitabi acip baksam, hicbirinde tavani michelangelo tarafindan resimlenmis 16. sapelden (sixteenth chapel) bahsedilmedigine adim gibi eminim. ama internet oyle mi, tak yaziyorsun "sixteenth chapel" diye google'a, istemedigin kadar site, resim aninda karsinda (sipesil tenks tu steven pinker for di inspireysin).

yok ben illa kitap okucam diyorsaniz da sparknotes'da ozetleri var kitaplarin, aradaki laf kalabaligiyla vakit kaybetmeyin, ordan okuyun. bu kiyagimi da unutmayin.

http://www.newyorker.com/humor/2009/11/09/091109sh_shouts_cowen

Saturday, December 12, 2009

gizli isler, gizemler, asmak kesmek kelle ucurmak

biraz hafif bir okuma olsun diye dan brown'in son kitabi the lost symbol'i (kayip sembol?) okumaya basladim. dan brown bu sefer de masonlari ele almaya karar vermis. kitabin basinda masonik bir ayin duzenleniyor, yerin altinda bir tapinakta kaftanlara sarinmis adamlar kafataslarindan sarap iciyorlar filan.

bu ilk sahneyi okumak bile masonlarin aralarina neden kadin kabul etmediklerini anlamaya yeter de artar diye dusunuyorum. bu sahneyi goren ortalama bir kadinin soracagi birkac soru var zira: bir kere neden kafatasi? bardaktan icince yeterince korkunc olmuyor mu? 50-60 yasina gelmis koca koca adamlarsiniz kafatasindan mi korkuyorsunuz ayrica? hem o kafatasini kac yildir kullaniyorsunuz, bir kere yikamak akliniza geldi mi? [sonra uzmanlar dovunuyor neden bu kadar hizli yayiliyor domuz gribi diye, iste hep sizin bu pis pis adetleriniz yuzunden.]

ustelik neden yer altinda, neden acayip kiyafetler giyerek? yakalaninca uyduracak hicbir bahaneniz olmasin, biri kazara iceri girerse gecenin o vakti orda o kilikta ne yaptiginizi aciklayamayin diye mi? oyle gizli orgut mu olur? bak kadinlara biraksan bu isleri 'gun yapiyoruz' diye evinde temiz temiz oturur, bir yandan cayini icer kekini pogacasini yer, bir yandan da toplantisini yapar mis gibi. oldu da yakalandi 'ay sema hanim ne kadar kilo almis onu konusuyorduk sekerim hahaha' dedi mi dunyayi yikmanin planini yapsa kimse suphelenmez. oldu da istihbarat sizdi, yine da yakalanmaz, hangi altin gununu basip kimin evine dinleme cihazi koyacaksin?

adamlar yaptiklari isin sacmaligi yuzlerine vurulmasin diye istemiyorlar kadinlari, biliyorum ben.

not: iki dan brown kitabi okudum diye dan brown'un ustun bir edebi yetenek oldugunu soyleyenlerle, kitaplari ciddi ciddi hayran kalarak okuyanlarla alay etme hakkimdan feragat etmis degilim. her hakkim sakli.

Wednesday, December 2, 2009

is hayati ve ben

bu aralar gozumu para hirsi burudugunden on iste birden calisiyorum. ve hangi sektore el atsam "bu ceviri burosu isinde cok guzel para var, aslinda kuracaksin bir buro yan gel yat", "bu ozel ders isi cok karli aslinda, ilk bir iki senden sonra paraya para demiyorsun resmen" "aslinda en guzeli sakin bir cafe acip dertsiz tasasiz yemek yapmak" "bobin boyama isinde de piyasa almis basini gitmis yahu" (yuh) seklinde girisimci ruhum kabariyor.

kariyer heveslerimin hepsini cumleten aradan cikarmak icin alt kati kitapci, ust kati cafe olan bir ceviri burolu ozel ders ve etut merkezi (?) acmaya karar verdim.

gelen musterileri 'o fajita degil fahita okunur', 'kuesedilla degil, kesediya diyeceksiniz', 'tekrarlayin hep beraber nyoki' diye ders verip sinir etmek, cileden cikarmak suretiyle kafemize baglamayi dusunuyorum. ne de olsa buyuk asklar, kavgayla baslar. hastamiz oluceksiniz.