Saturday, January 8, 2011

deli deli olma

iki gun once kardesime dur sana sozluk'ten okudugum bir espriyi yapayim diyerek once koluna parmagimi batirip 'sana domuz gribi asisi yaptim' dedim, sonra da omuzuna parmagimi batirip 'simdi de omuz gribi asisi yaptim' dedim. bu yasima basima cok uygun sakaya iki saat guldukten sonra 'bu sakanin fikir annesi sozlukten birisinin dort yasindaki cocuguymus' diye izahta bulundum. kardesim de 'abla bu sakayi ben kendim dusundum desen de inanirdim, senin cizgine uygun' dedi.

bugun de internet uzerinden goruntulu konusurken kafama tuhaf bir bicimde taktigim tokanin toka olduguna inanmadi, nihayetinde cikarip gosterince de 'ben onu pervaneli sapka gibi bir sey sanmistim' dedi. (allahtan huni demedi)

iste o sapka:


23 yasinda, 4 yasinda cocuklarin soyleyip guldugu seyleri soyleyip gulmesi olagan karsilanan, kafasina pervane takmasi toka takmasindan daha yuksek bir ihtimal olarak gorulen genc bir bagyanim.

bu iyi bisi di mi? icimdeki cocugu oldurmemisim di mi? bunlar hep ondan oluyo di mi?

Monday, January 3, 2011

Shakira

Gecen gun ailece Shakira'nin son klibi Loca'yi seyrediyoruz. Shakira gordugumuz kadariyla bir on kilo filan zayiflamis.

-Shakira ne kadar zayiflamis
-Evet, ama bence eski hali de guzeldi
-A, Shakira mi o? Ben onu Shakira'ya benzemeye calisan biri sanmistim.
-Bu kadinin Shakira'ya benzemesi icin bence on firin ekmek yemesi lazim.

Sunday, November 14, 2010

uzun bir aradan sonra gaayet siradan bir yazi

Bugun doktora yapan bir arkadasima damarina basmak icin "Siz ogrenci bile sayilmazsiniz, sadece yetiskin olmayi becerememis yetiskinlersiniz" dedim.

Ardindan telefonla konusurken kardesime once 'kucuk suratli' dedim, sonra durumu toparlamaya calisirken "Kafa ile surat farkli seyler. Bunu nasil bilmezsin? Anaokulu konusu yahu bu" diye cikistim.

Gercekten sosyal olarak cok basarili, agzimdan bal damlayan bir donemimdeyim. Su tatli dile bakar misiniz? Sonra da 'niye arkadasim yok' diye dertleniyorum. Bu gidisatin sonu yalniz cumartesi aksamlarinda gugil'a ben niye boyle yalniz kaldim diye sormak, ayagimi denk alsam iyi olur.

Saturday, August 14, 2010

kardesim beni cok seviyor

-sence ben diger insanlara yaklasmasi kolay, sicak bir insan izlenimi mi veriyorum?
-valla abla, simdi biliyorsun bir evlenilecek kizlar var bir eglenilecek kizlar...
-eee?
-bir de bana uzak allaha yakin olsun, allahim nutfen nutfen bana bulasmasin dediklerin var. bence seeeen o son kategoriye aitsin.

agliyorum su an.

Friday, August 6, 2010

dest-i izdivac

-bu cumartesi kilyos'a gidelim mi?
-olmaz ben ogretmenimin dugunune gidicem
-aksam b. abilere yemege gidilmiyor muydu?
-gitmicez iste, oglen gidip gelicez. aksama dugun var, yemege gidersek yetisemeyiz.
-bari oglen gitmeyelim sicakta, aksam ustu?
-dugune yetismem lazim diyorum.
- ay bu ne dugun hevesi? goren de altinlari buna takcaklar sanacak.
-dugun!

Tuesday, July 20, 2010

tatil koyu-animasyon

(yazarimiz tatilde oldugundan boyle bastan savma yazi yaziyor- hincal uluc gibi fikra da anlatabilirdi, buna da sukur)

[kardesimle ayni odada, uyumadan once]

-eriiiiik, erik nortmiiin.
-allahim ne gunah isledim de bana boyle bir cezayi reva gordun? her aksam ayni cile.
-ne cilesi be?! bu ne kadar buyuk bir sans farkinda misin? yarin birgun biyografimi yazmak icin seninle gorusmeye geldiklerinde, 'sezen hanim en parlak fikirlerini gece tam uyumadan uretirdi, onunla her gun yeni bir maceraydi' diye anlatabilmek serefine nail olacaksin. misyonun agirligina yakisir hareket et, sen chosen one'sin, secilmis kisisin.
-secilmis kisi mi? nerden secilmis? cami avlusundan mi?

Thursday, July 8, 2010

saray entrikalari (behlullu)

ulkemiz icin adeta bir turizm burosu gibi calisip her yaz sagdan soldan ziyarete gelen arkadaslari gezdirmekle yukumlu oldugumuzdan istanbul'un tarihi ve dogal guzellikleriyle istemedigimiz kadar icli disli olduk ailecek.

turizm ve iyiniyet elciligi gorevini normalde milas'ta surduren bir arkadasla beraber ucuncu bir arkadasi istanbul'da gezdirmeye ugrasiyoruz. kardesim de mihmandar ekibine dahil (bu arada bu detaylarin esas konuyla hic mi hic ilgisi yok, lafa niye burdan basladim bilmiyorum, o kadar yazdim silmeyeyim diye devam ediyorum)

neyse sultanahmet, aya sofya derken bu sefer de beylerbeyi sarayi'na gittik. sarayda orijinaline sadik kalinmis perdelere, dosemelere bakarken icim eridi; her gordugume 'bundan istiyorum, bana bunu alin' diye yapismaya kalktim. en son II. abdulhamit'in buyuk bir incelikle islenmis calisma masasini gordugumde beraber gezdigimiz kafileden ayrilip kordonlarin ustunden atlamaya calisirken 'masa, masa, masaaa' diye feryat etmeye baslayinca kardesim cok isabetli bir tespitle 'abla kendine saraydan esya sectiginin farkinda misin, biz sana ikea katalogu filan bulalim, lutfen kendine gel, evine ve yuvana geri don, karin ve cocuklarin seni cok ozluyor ' dedi.

ne diyebilirdim ki [ yazima aylardir beklenen kapanis icin drum roll nutfen ...digidigidigi... ]

"adam hakli beyler"

(yazi icersinde drumroll efektini bu kadar yapabildim, bu arada size bir mesajim daha var sevgili okuyucularim, araya girmisken soyleyeyim dedim: hani bizim bilet paralari? nerde? siz boyle cimrilik ettiginizden eldeki imkanlar ancak bu kadarlik drum roll'a izin veriyor farkinda misiniz? zinisim adnikraf ninekilhet? direkt para gonderemiyorsaniz masa gonderin? abdulhamit masasi? yastik kilifi da olur?)