-ee sende ne var ne yok?
-ne olsun, ben de yogaya basladim.
-sen? yoga?
-oyle deme ya, yatakhanede, saati bir dolara mi ne geliyor, cok uygun diye oldu biraz da...
-peki sen onun gercek yoga oldugundan emin misin? ucuz olsun diye cin yogasi satiyor olmasinlar size?
Friday, March 9, 2012
Monday, November 28, 2011
cumbur cemaat
gecen sene, kardesimin beni ziyarete geldigini bilmeyen amerikali oda arkadasim yan odadan gelen anlamadigi turkce seslerden dolayi kendi kendime konustugumu sanmis. bu yanilgi ortaya cikinca epey gulduyduk. haliyle, komsuma guldugum icin en kisa zamanda basima gelmesi kacinilmaz oldu.
odada kendi kendime sesli konusuyorum. aksamlari yatmadan once mesela, 'cocuk simdi uyuyacak' diyorum yuksek sesle. kendi yapacagim isi, kendime ucuncu sahista haber veriyor, eldeki imkanlar cercevesinde uc kisilik konusmayi tek basima yurutuyorum.
onu baya kaniksadim da, az once yere dusen yastiga 'simdi oraya dusmeyecektin bebiktom' deyince soyle bir irkildim. sonra da amaaan dedim, boyle hossohbet, eglenceli, zeki birileriyle konusmak kisiye her zaman nasip olmuyor, koy dedim sezen ordan hepimize bi cay, icelim guzelleselim.
(meraklanmayin, yastiga da cay koymadim- o cezali)
odada kendi kendime sesli konusuyorum. aksamlari yatmadan once mesela, 'cocuk simdi uyuyacak' diyorum yuksek sesle. kendi yapacagim isi, kendime ucuncu sahista haber veriyor, eldeki imkanlar cercevesinde uc kisilik konusmayi tek basima yurutuyorum.
onu baya kaniksadim da, az once yere dusen yastiga 'simdi oraya dusmeyecektin bebiktom' deyince soyle bir irkildim. sonra da amaaan dedim, boyle hossohbet, eglenceli, zeki birileriyle konusmak kisiye her zaman nasip olmuyor, koy dedim sezen ordan hepimize bi cay, icelim guzelleselim.
(meraklanmayin, yastiga da cay koymadim- o cezali)
Thursday, August 11, 2011
bahtsiz bedevi israil collerinde
kardesim israil'de. bir kac gun once skype'dan aradi bizi. daha onceki konusmalarimizdan birinde kendisine yeterince ilgi ve sefkat gostermedigimden yakindigindan ben de elimden geldigince bu durumu duzeltmeye karar verdim:
-oo kardesim, canim benim, seni ben pek cok pek cok severim. sarilirim, operim, kaslarini tararim, dislerini fircalarim, burnunu karistiririm, sumugunu yerim...
-abla ben odamda internet cekmedigi icin ortak salondan ariyorum ve burda turkce bilen insanlar var
-... ee, sey, sihhat ve afiyettesinizdir insallah selin hanim?
-oo kardesim, canim benim, seni ben pek cok pek cok severim. sarilirim, operim, kaslarini tararim, dislerini fircalarim, burnunu karistiririm, sumugunu yerim...
-abla ben odamda internet cekmedigi icin ortak salondan ariyorum ve burda turkce bilen insanlar var
-... ee, sey, sihhat ve afiyettesinizdir insallah selin hanim?
Thursday, July 28, 2011
bir arkadas
kotu blog yazisi yazma husuunda sinir tanimadigimdan ve bu aralar da anlatcak ilginc bisiler olmadigindan iki gun once bir arkadasin basindan gecen bir olayi anlatmaya karar verdim.
iki gun onceki final sinavinda hoca bize risk nedir diye sordu, bizim bu arkadas da ne cevap yazsa begenirsiniz...
neyse bu tatsiz sakamdan sonra esas anlatmak istedigim olaya baglaniyoruz degerli okurlar. soz sende esas olay:
pek kiymetli c'cigim, gecen gun karfur'a gitmis alisveris icin. kasada da cok tatli bir cocuk varmis. cocuk c'nin aldiklarini birer birer okuturken hafif flortoz bir havayla -ve fransizca, cunku hayla menton'dayiz- 'oo parti nerde' demis. heyecan yapan c de, bir yandan hizli dusunup isveli bir cevap verme gerekliliginin baskisi, bir yandan az bildigi fransizca'nin yarattigi gerilim neticesinde (hin hin hin -diye verelim alttan jaws muzigini)hizla ilerleyen saniyelere ve cocugun kasadan gecirip durdugu sebzelere bakarak 'parti, sebze partisi, bu aksam sebze partisi var' diyebilmis.
menton'da aptallasan tek kisi ben degilim yani- kendimi temize cikartmak icin de arkadasimi satmaktan hic cekinmem!
iki gun onceki final sinavinda hoca bize risk nedir diye sordu, bizim bu arkadas da ne cevap yazsa begenirsiniz...
neyse bu tatsiz sakamdan sonra esas anlatmak istedigim olaya baglaniyoruz degerli okurlar. soz sende esas olay:
pek kiymetli c'cigim, gecen gun karfur'a gitmis alisveris icin. kasada da cok tatli bir cocuk varmis. cocuk c'nin aldiklarini birer birer okuturken hafif flortoz bir havayla -ve fransizca, cunku hayla menton'dayiz- 'oo parti nerde' demis. heyecan yapan c de, bir yandan hizli dusunup isveli bir cevap verme gerekliliginin baskisi, bir yandan az bildigi fransizca'nin yarattigi gerilim neticesinde (hin hin hin -diye verelim alttan jaws muzigini)hizla ilerleyen saniyelere ve cocugun kasadan gecirip durdugu sebzelere bakarak 'parti, sebze partisi, bu aksam sebze partisi var' diyebilmis.
menton'da aptallasan tek kisi ben degilim yani- kendimi temize cikartmak icin de arkadasimi satmaktan hic cekinmem!
Friday, July 8, 2011
faransada gezen vespaya binen bir umut sarikaya hipsterinin maceralari
sevgili okuyucu,
sizlerden gelen yogun istek uzerine uzun suredir devam eden sessizligimi bozmaya karar verdim, bomba bir albumle karsinizdayim.
neyse sadede geliyim. faransa'dayim. guya faransizca ogrenicem. ama ogrenemiyorum. niye? cunku bu is icin sece sece allahin menton'unu secmis bulundum. menton italya sinirina yuruyerek 15 daika uzaklikta, sokaklarinda fransizcadan cok italyanca konusulan bir gasaba. faransiz emeklilerin florida'si olan bu guzide kasabamiz aksam 9'da son bulan renkli gece hayatiyla goz dolduruyor. neyse, ben zaten faransizca ogrenmek icin burdayim, aksam dersimi calisip sutumu icip uyuyorum (yalanim varsa beni vursunlar). ama ne zaman yolda belde biriyle fransizca konusmaya kalksam kadin/adam once italiano? diye soruyor (ay ay beni avrupa'da italyan sandilar) sonra da ingilizce konusmaya basliyor. benim anavataninda fransizca ogrenme hayalim de boyle boyle bade oluyor. hani fransizlar suratsizdi, hani ingilizce bilseler bile konusmazlardi? niye kandirdiniz beni? ne istediniz benden, tertemiz sevgimden? bunlar bilmeseler bile "bunun uyduruk fransizcasina katlanmaktansa..." diye dusunup sanirim, azimle ingilizce konusmaya calisiyorlar.
zaten benim ne kadar konusabildigimi de sekil 1a uzerinden inceleyelim sindi: gecen aksam yemege gittik grupcanak. ben tuvaletin yerini sordum, tarif ettiler, gittim bulamadim. orda dikilen beyaz gomlekli birine burda mi calisiyorsunuz diye sordum, bu arada allahim deminden beri fransizca konusuyorum diye sevindirik olmustum ki allah cezami verdi, alem bana guldu; adam hayir calismiyorum dedi ve ben o an yaklasik 30 sn'dir fransizca konusarak butun fransizca rezervlerini tuketmis, butun tersanelerine girilmis bir insan olarak sapsallasip gayet cakma bir fransiz aksaniyla adama "sorry" dedim, daha dogrusu soği dedim. iste 5 haftanin sonunda fransizcamin geldi nokta budur. cekce ogrenmeye calisirken (onun da bir hayrini gormus degilim elbette) her konusmam gerektiginde mallayip azimle fransizca konusmaya calisan ben simdi de fransizca ogreniyim derken devreleri iyice yakarak iki kurusluk inglizcemin de icine tukurup bu defteri gururla kapatiyorum.
sampiyon cimbom! (bunu da devrelerin ne gadee yandigini anlayin diye yazdim, zaten cimbomlu bile degilim, o gadee yandi iste)
esen kal sevgili kari, au revoir- doktoğ ğöno paği
sizlerden gelen yogun istek uzerine uzun suredir devam eden sessizligimi bozmaya karar verdim, bomba bir albumle karsinizdayim.
neyse sadede geliyim. faransa'dayim. guya faransizca ogrenicem. ama ogrenemiyorum. niye? cunku bu is icin sece sece allahin menton'unu secmis bulundum. menton italya sinirina yuruyerek 15 daika uzaklikta, sokaklarinda fransizcadan cok italyanca konusulan bir gasaba. faransiz emeklilerin florida'si olan bu guzide kasabamiz aksam 9'da son bulan renkli gece hayatiyla goz dolduruyor. neyse, ben zaten faransizca ogrenmek icin burdayim, aksam dersimi calisip sutumu icip uyuyorum (yalanim varsa beni vursunlar). ama ne zaman yolda belde biriyle fransizca konusmaya kalksam kadin/adam once italiano? diye soruyor (ay ay beni avrupa'da italyan sandilar) sonra da ingilizce konusmaya basliyor. benim anavataninda fransizca ogrenme hayalim de boyle boyle bade oluyor. hani fransizlar suratsizdi, hani ingilizce bilseler bile konusmazlardi? niye kandirdiniz beni? ne istediniz benden, tertemiz sevgimden? bunlar bilmeseler bile "bunun uyduruk fransizcasina katlanmaktansa..." diye dusunup sanirim, azimle ingilizce konusmaya calisiyorlar.
zaten benim ne kadar konusabildigimi de sekil 1a uzerinden inceleyelim sindi: gecen aksam yemege gittik grupcanak. ben tuvaletin yerini sordum, tarif ettiler, gittim bulamadim. orda dikilen beyaz gomlekli birine burda mi calisiyorsunuz diye sordum, bu arada allahim deminden beri fransizca konusuyorum diye sevindirik olmustum ki allah cezami verdi, alem bana guldu; adam hayir calismiyorum dedi ve ben o an yaklasik 30 sn'dir fransizca konusarak butun fransizca rezervlerini tuketmis, butun tersanelerine girilmis bir insan olarak sapsallasip gayet cakma bir fransiz aksaniyla adama "sorry" dedim, daha dogrusu soği dedim. iste 5 haftanin sonunda fransizcamin geldi nokta budur. cekce ogrenmeye calisirken (onun da bir hayrini gormus degilim elbette) her konusmam gerektiginde mallayip azimle fransizca konusmaya calisan ben simdi de fransizca ogreniyim derken devreleri iyice yakarak iki kurusluk inglizcemin de icine tukurup bu defteri gururla kapatiyorum.
sampiyon cimbom! (bunu da devrelerin ne gadee yandigini anlayin diye yazdim, zaten cimbomlu bile degilim, o gadee yandi iste)
esen kal sevgili kari, au revoir- doktoğ ğöno paği
Thursday, April 28, 2011
bazi yalnislarimiz elbette olmustur
iki gun once derste ingiliz dili ve edebiyati dorduncu sinif ogrencisi bir kiz (yani bolumu bitirmek uzere, iki hafta sonra mezun oluyor) derste bir mevzuya ornek verilen great expectations ve david copperfield icin 'bi saniye kimin kitabi onlar' diye sorup cevabi not aldi.
bugun yine ayni kizin yazdigi kitabi yayinlamak icin hem random house'in hem de penguin'in teklif verdigini ogrendim.
bu hayatta bazi seyleri cok yanlis yaptigima an itibariyle kani olmus durumdayim...
bugun yine ayni kizin yazdigi kitabi yayinlamak icin hem random house'in hem de penguin'in teklif verdigini ogrendim.
bu hayatta bazi seyleri cok yanlis yaptigima an itibariyle kani olmus durumdayim...
Wednesday, March 30, 2011
Besiktas (sporlu blog, icinde fitbol var)
-Gida boyasi cocuklarda davranis bozukluguna neden oluyormus
-Ben hic yemiyorum zaten renkli bir sey
-Ben de yemiyorum, bir tek siyah beyaz yiyorum
-Ben hic yemiyorum zaten renkli bir sey
-Ben de yemiyorum, bir tek siyah beyaz yiyorum
Subscribe to:
Posts (Atom)