Wednesday, April 4, 2012

bizim oralarin adetleri

-nabiyon?
-odev yapiyorum, fuko okuyorum.
-aa ben de fuko okuyorum sayilir, ben de judith butler'in fuko okumasini okuyorum.
-ay bunlar da birbirlerini okuya okuya bir hal oldular. resmen calmadan oynar bizim ayilar.
-ney?!

Friday, March 30, 2012

yukselen yeni nesil bizlerin eseri

-cocuk isi yas ya, ben ugrasamam, bana gore degil. hem cocugun muhabbeti bayik olur.
-simdi boyle dersin, kendi cocugun olunca ay bizimkisi deha, ilkokul beste carpim tablosunu ezbere sayabiliyor, buyumus de kuculmus diye agzinin icine dusersin.
-hic de bile, salaksa salak derim ben kendi cocugum da olsa. zaten amerika'da nasil yetistiricem cocugu? bilingual olur. bilingual olunca da uc yasina kadar konusamiyormus cocuklar.
-isaret dili ogretirsin, oyle bisey de varmis.
-yahu cocuk her derdini nasil anlatsin isaret diliyle?
-yuh! zaten cocugun ne derdi olcak ki? mama su. iki yasinda bebenin ontolojik kaygilari mi olacak?
-olacak tabi. benim cocugumun olur. benim cocugum dahi. cok zeki ve hassas benim cocugum.

Friday, March 9, 2012

yoga

-ee sende ne var ne yok?
-ne olsun, ben de yogaya basladim.
-sen? yoga?
-oyle deme ya, yatakhanede, saati bir dolara mi ne geliyor, cok uygun diye oldu biraz da...
-peki sen onun gercek yoga oldugundan emin misin? ucuz olsun diye cin yogasi satiyor olmasinlar size?

Monday, November 28, 2011

cumbur cemaat

gecen sene, kardesimin beni ziyarete geldigini bilmeyen amerikali oda arkadasim yan odadan gelen anlamadigi turkce seslerden dolayi kendi kendime konustugumu sanmis. bu yanilgi ortaya cikinca epey gulduyduk. haliyle, komsuma guldugum icin en kisa zamanda basima gelmesi kacinilmaz oldu.

odada kendi kendime sesli konusuyorum. aksamlari yatmadan once mesela, 'cocuk simdi uyuyacak' diyorum yuksek sesle. kendi yapacagim isi, kendime ucuncu sahista haber veriyor, eldeki imkanlar cercevesinde uc kisilik konusmayi tek basima yurutuyorum.

onu baya kaniksadim da, az once yere dusen yastiga 'simdi oraya dusmeyecektin bebiktom' deyince soyle bir irkildim. sonra da amaaan dedim, boyle hossohbet, eglenceli, zeki birileriyle konusmak kisiye her zaman nasip olmuyor, koy dedim sezen ordan hepimize bi cay, icelim guzelleselim.

(meraklanmayin, yastiga da cay koymadim- o cezali)

Thursday, August 11, 2011

bahtsiz bedevi israil collerinde

kardesim israil'de. bir kac gun once skype'dan aradi bizi. daha onceki konusmalarimizdan birinde kendisine yeterince ilgi ve sefkat gostermedigimden yakindigindan ben de elimden geldigince bu durumu duzeltmeye karar verdim:

-oo kardesim, canim benim, seni ben pek cok pek cok severim. sarilirim, operim, kaslarini tararim, dislerini fircalarim, burnunu karistiririm, sumugunu yerim...
-abla ben odamda internet cekmedigi icin ortak salondan ariyorum ve burda turkce bilen insanlar var
-... ee, sey, sihhat ve afiyettesinizdir insallah selin hanim?

Thursday, July 28, 2011

bir arkadas

kotu blog yazisi yazma husuunda sinir tanimadigimdan ve bu aralar da anlatcak ilginc bisiler olmadigindan iki gun once bir arkadasin basindan gecen bir olayi anlatmaya karar verdim.

iki gun onceki final sinavinda hoca bize risk nedir diye sordu, bizim bu arkadas da ne cevap yazsa begenirsiniz...

neyse bu tatsiz sakamdan sonra esas anlatmak istedigim olaya baglaniyoruz degerli okurlar. soz sende esas olay:

pek kiymetli c'cigim, gecen gun karfur'a gitmis alisveris icin. kasada da cok tatli bir cocuk varmis. cocuk c'nin aldiklarini birer birer okuturken hafif flortoz bir havayla -ve fransizca, cunku hayla menton'dayiz- 'oo parti nerde' demis. heyecan yapan c de, bir yandan hizli dusunup isveli bir cevap verme gerekliliginin baskisi, bir yandan az bildigi fransizca'nin yarattigi gerilim neticesinde (hin hin hin -diye verelim alttan jaws muzigini)hizla ilerleyen saniyelere ve cocugun kasadan gecirip durdugu sebzelere bakarak 'parti, sebze partisi, bu aksam sebze partisi var' diyebilmis.

menton'da aptallasan tek kisi ben degilim yani- kendimi temize cikartmak icin de arkadasimi satmaktan hic cekinmem!

Friday, July 8, 2011

faransada gezen vespaya binen bir umut sarikaya hipsterinin maceralari

sevgili okuyucu,

sizlerden gelen yogun istek uzerine uzun suredir devam eden sessizligimi bozmaya karar verdim, bomba bir albumle karsinizdayim.

neyse sadede geliyim. faransa'dayim. guya faransizca ogrenicem. ama ogrenemiyorum. niye? cunku bu is icin sece sece allahin menton'unu secmis bulundum. menton italya sinirina yuruyerek 15 daika uzaklikta, sokaklarinda fransizcadan cok italyanca konusulan bir gasaba. faransiz emeklilerin florida'si olan bu guzide kasabamiz aksam 9'da son bulan renkli gece hayatiyla goz dolduruyor. neyse, ben zaten faransizca ogrenmek icin burdayim, aksam dersimi calisip sutumu icip uyuyorum (yalanim varsa beni vursunlar). ama ne zaman yolda belde biriyle fransizca konusmaya kalksam kadin/adam once italiano? diye soruyor (ay ay beni avrupa'da italyan sandilar) sonra da ingilizce konusmaya basliyor. benim anavataninda fransizca ogrenme hayalim de boyle boyle bade oluyor. hani fransizlar suratsizdi, hani ingilizce bilseler bile konusmazlardi? niye kandirdiniz beni? ne istediniz benden, tertemiz sevgimden? bunlar bilmeseler bile "bunun uyduruk fransizcasina katlanmaktansa..." diye dusunup sanirim, azimle ingilizce konusmaya calisiyorlar.

zaten benim ne kadar konusabildigimi de sekil 1a uzerinden inceleyelim sindi: gecen aksam yemege gittik grupcanak. ben tuvaletin yerini sordum, tarif ettiler, gittim bulamadim. orda dikilen beyaz gomlekli birine burda mi calisiyorsunuz diye sordum, bu arada allahim deminden beri fransizca konusuyorum diye sevindirik olmustum ki allah cezami verdi, alem bana guldu; adam hayir calismiyorum dedi ve ben o an yaklasik 30 sn'dir fransizca konusarak butun fransizca rezervlerini tuketmis, butun tersanelerine girilmis bir insan olarak sapsallasip gayet cakma bir fransiz aksaniyla adama "sorry" dedim, daha dogrusu soği dedim. iste 5 haftanin sonunda fransizcamin geldi nokta budur. cekce ogrenmeye calisirken (onun da bir hayrini gormus degilim elbette) her konusmam gerektiginde mallayip azimle fransizca konusmaya calisan ben simdi de fransizca ogreniyim derken devreleri iyice yakarak iki kurusluk inglizcemin de icine tukurup bu defteri gururla kapatiyorum.

sampiyon cimbom! (bunu da devrelerin ne gadee yandigini anlayin diye yazdim, zaten cimbomlu bile degilim, o gadee yandi iste)


esen kal sevgili kari, au revoir- doktoğ ğöno paği