gecenlerde (gecenlerde dediysem nereden baksan iki ay oluyor, uzak gecmisten 'gecenlerde' bahsetmek de yaslanmanin alametlerinden; "sene bindokuzyuzelliyedi, hic unutmam, cihan harbinden yeni cikmisiz" turunde asilsiz ve de basi sonu belirsiz anilar anlatmaya baslamam yakindir) aile fotograflarina bakiyoruz .
ne zamandir elime gecmemis bir albumun sonlarinda yerde halinin uzerinde, sonra annemlerin yataginda tepine tepine aglarken cekilmis resimlerim dikkatimi cekiyor. neden garipsedigimi anlayamadigim bu resimlerde ben yuzum gozum sismis kizarmis, sac bas dagilmis, salya sumuk birbirine girmis yerde yatarken fonda annemin ayaklari gozukuyor.
sonradan olaya uyaniyorum: annem geride oturmus, babam resmi ceken kisi, peki aglayan beni susturmak kimsenin aklina gelmiyor mu? annemle babam masallah birer belgeselci, hic killari kipirdamadan 'dogal ortaminda gozlemledigimiz sezen hayvani oyuncagini alip saklayinca ofkesini kendini yerden yere vurarak gostermeye calisiyor' diye sogukkanlilikla bu anlari belgelemisler. sosyal bilimci misiniz, gazeteci misiniz mubarek? bu ne gorev aski, bu ne objektiflik? bunlar tarihi belge sayilir, mudahele etmek meslek ahlakina yakismaz diye mi dusundunuz? ondan mi resmimi cekmek yerine alti mi islak karni mi acikmis diye bakmadiniz allahsizlar?
bu gozlemlerimi kardesimle paylasirken kardesim "benim aglarken cekilmis resimlerim yok, herhalde bu doga olayi ben dogana kadar annemler icin yeniligini yitirdi" dedi. bence "ay huseyin kos kos, simdi de sumugu akiyor cok komik ayol"dan "galiba bize bir sey anlatmaya calisiyor" evresine gectiler, o yuzden cekmediler o resimleri. kardesim yatsin kalksin ikinci cocuk olduguna dua etsin. ben de derdime yanayim. kameralar esliginde.
Saturday, April 17, 2010
Thursday, February 18, 2010
gercekler acidir, baklava da ic bayar
gecenlerde bir aile toplantisinda buyukler masanin etrafina toplanip dedikodu yapiyor, ergenler iceride televizyon seyrediyorlarken cocuklar, yani kuzenimin 7 yasindaki kizi ipek ve ben de oturmus muhabbet ediyorduk.
konusmanin baslarinda nereden aklima estiyse sordugum "ipek sence ben kac yasindayim" sorusuna muhtemelen ipek'in evreninde 'cok yaslisin' demek olan "15 yasindasin" cevabiyla 'oh oh yillara meydan okuyorum' diye nesem yerine gelmis, konusmamiz dereden tepeden seyrini surduruyordu.
ipek bana okul maceralarini anlatirken bazen arkadaslariyla konusacak bir sey bulamiyor olmasindan yakindi. ben de 22 yillik engin hayat tecrubem, yillarin imbiginden suzulmus bilgeligimle kendisine akil vermeye, yukselen yeni nesili aydinlik pinarimdan mahrum birakmamaya karar verdim:
-ipekcim izlediginiz filmlerden, cizgi filmlerden bahsedebilirsiniz, okudugunuz kitaplari birbirinize anlatabilirsiniz, sevdiginiz diziler, dinlediginiz sarkicilar...
-ama sezen abla, benim arkadaslarim oyle seylerden hoslanmiyor ki. benim arkadaslarim EGLENCELI seylerden hoslaniyor.
eglenceli dedi. bana dedi. benim arkadaslarim eglenceli seylerden hoslaniyor dedi.
yoldaslarim! bunca yildir benim sikici muhabbetime katlanmis, yine de beni yalniz birakmamis vefakar dostlarim! ben aldigim bu darbeden sonra bir daha iflah olacagimi sanmiyorum. onumuzdeki gunlerde issiz bir magarada yaralarimi yaliyor olacagim. siz bundan sonra yola bensiz devam ediniz.
cok bile dayandiniz.
konusmanin baslarinda nereden aklima estiyse sordugum "ipek sence ben kac yasindayim" sorusuna muhtemelen ipek'in evreninde 'cok yaslisin' demek olan "15 yasindasin" cevabiyla 'oh oh yillara meydan okuyorum' diye nesem yerine gelmis, konusmamiz dereden tepeden seyrini surduruyordu.
ipek bana okul maceralarini anlatirken bazen arkadaslariyla konusacak bir sey bulamiyor olmasindan yakindi. ben de 22 yillik engin hayat tecrubem, yillarin imbiginden suzulmus bilgeligimle kendisine akil vermeye, yukselen yeni nesili aydinlik pinarimdan mahrum birakmamaya karar verdim:
-ipekcim izlediginiz filmlerden, cizgi filmlerden bahsedebilirsiniz, okudugunuz kitaplari birbirinize anlatabilirsiniz, sevdiginiz diziler, dinlediginiz sarkicilar...
-ama sezen abla, benim arkadaslarim oyle seylerden hoslanmiyor ki. benim arkadaslarim EGLENCELI seylerden hoslaniyor.
eglenceli dedi. bana dedi. benim arkadaslarim eglenceli seylerden hoslaniyor dedi.
yoldaslarim! bunca yildir benim sikici muhabbetime katlanmis, yine de beni yalniz birakmamis vefakar dostlarim! ben aldigim bu darbeden sonra bir daha iflah olacagimi sanmiyorum. onumuzdeki gunlerde issiz bir magarada yaralarimi yaliyor olacagim. siz bundan sonra yola bensiz devam ediniz.
cok bile dayandiniz.
Sunday, February 14, 2010
sanat hayatimda yeni bir sayfa
dikis makinesine yer acmak icin evden atilmak uzere oldugumu anlayinca kardesimin isportacidan aldigi takma sakal biyigi yuzume yapistirip "mafyayim ben, meksika mafyasi" diye gezinerek dosta guven verip evdekilerin yuregine korku salma planim basarisiz olunca yeni bir icat cikardim.
babamin bir yerlerden komikligine bulup getirdigi ufak boy uyduruk darbukaya rastgele vurarak evdekileri pusuya dusuruyor "sokak calgicisiyim ben, bana para verin" diye gercekten kopru altinda yatacagim gunlerin rizkini cikarmaya calisiyorum.
verdikleri on kuruslarla bu is nasil hallolacak onu da bilmiyorum. ulkemizde sanatin hali gercekten icler acisi. sanatciya saygi sifir. annem olacak o kadin dikis makinesi darbuka caliyor olsaydi ona on kurustan daha fazlasini layik gorurdu, bundan da adim gibi eminim. az kaldi ama. yakinda isterse yaptigi mantilari dikis makinesine yedirsin. ben sanat hayatimda yeni bir sayfa aciyorum. bekle beni unkapani, ben geliyorum.
babamin bir yerlerden komikligine bulup getirdigi ufak boy uyduruk darbukaya rastgele vurarak evdekileri pusuya dusuruyor "sokak calgicisiyim ben, bana para verin" diye gercekten kopru altinda yatacagim gunlerin rizkini cikarmaya calisiyorum.
verdikleri on kuruslarla bu is nasil hallolacak onu da bilmiyorum. ulkemizde sanatin hali gercekten icler acisi. sanatciya saygi sifir. annem olacak o kadin dikis makinesi darbuka caliyor olsaydi ona on kurustan daha fazlasini layik gorurdu, bundan da adim gibi eminim. az kaldi ama. yakinda isterse yaptigi mantilari dikis makinesine yedirsin. ben sanat hayatimda yeni bir sayfa aciyorum. bekle beni unkapani, ben geliyorum.
Sunday, January 31, 2010
katar katar trenler
kardescegzim, yavrucagim katar'a gitti. bu aralar yazacak bir sey aklima gelmediginden son konusmalarimizi paylasayim dedim:
- abla burda herkes cok zengin, insanlarin cantalarindan ikiser ucer blueberryler dokuluyor
-hahahaha, telefonunun tuslarinin numerolari bile silinmis pis fakir, blackberry demek istedin herhalde, yuksek sosyete icinde senden kardesim diye bahsetmeye utaniyorum resmen
-simdi sen pek bilmiyor olabilirsin, turkiye'de yasadigin icin yuksek vergilarden dolayi sizin sosyete alamamis olabilir. biz araplar burda blackbberry'nin yeni modelini kullaniyoruz adi da blueberry.
-bir 'buluberi' icin iki dakikada turkluk onur ve gururunu sattin. deveye binen, collerde gezen, pis arapligi benimsedin. holdeki ataturk resmi agliyor su an biliyor musun?
bu son mailimden sonra kendisinden haber alinamadi. ama kurumumuz basin ilkelerine saygili, gazetecilik ahlakina vakif bir yapilanmadir. kendisi yukaridaki suclamalara yazili veya sozlu cevap verdigi takdirde, eger isterse, cevabi yine bu sayfadan kamuoyuna iletilecektir.
saygilarimla
libra serafettinabla
- abla burda herkes cok zengin, insanlarin cantalarindan ikiser ucer blueberryler dokuluyor
-hahahaha, telefonunun tuslarinin numerolari bile silinmis pis fakir, blackberry demek istedin herhalde, yuksek sosyete icinde senden kardesim diye bahsetmeye utaniyorum resmen
-simdi sen pek bilmiyor olabilirsin, turkiye'de yasadigin icin yuksek vergilarden dolayi sizin sosyete alamamis olabilir. biz araplar burda blackbberry'nin yeni modelini kullaniyoruz adi da blueberry.
-bir 'buluberi' icin iki dakikada turkluk onur ve gururunu sattin. deveye binen, collerde gezen, pis arapligi benimsedin. holdeki ataturk resmi agliyor su an biliyor musun?
bu son mailimden sonra kendisinden haber alinamadi. ama kurumumuz basin ilkelerine saygili, gazetecilik ahlakina vakif bir yapilanmadir. kendisi yukaridaki suclamalara yazili veya sozlu cevap verdigi takdirde, eger isterse, cevabi yine bu sayfadan kamuoyuna iletilecektir.
saygilarimla
libra serafettinabla
Saturday, January 16, 2010
annem ne demek istiyor -2
evde istenmiyor olusumuzu icime sindiremedigimden anneme dun kardesimle bizi ust uste yigmak pahasina elde edecegi depoya ne koymayi planladigini sordum:
-dikis makinesini filan koyarim
-sen ben bu dikis makinesini kullanmiyorum aticam artik demiyor muydun?
-supurgeyi de koyarim, koyacak bir sey bulurum
oda ortadan ikiye bolunecek; bir yariya benim yatagim, kardesimin yatagi, iki kitaplik, iki komodin, bir calisma masasi ve gardroplar, obur yariya da atilmasi dusunulen dikis makinesiyle supurge konacak.
dunyada esyalari rahat ettirmek icin insanlarin saga sola tikistirildigi ilk ev bizimkisi herhalde. ben burdan umudu kestim. evinde beslemek uzere evcil hayvan arayan?
-dikis makinesini filan koyarim
-sen ben bu dikis makinesini kullanmiyorum aticam artik demiyor muydun?
-supurgeyi de koyarim, koyacak bir sey bulurum
oda ortadan ikiye bolunecek; bir yariya benim yatagim, kardesimin yatagi, iki kitaplik, iki komodin, bir calisma masasi ve gardroplar, obur yariya da atilmasi dusunulen dikis makinesiyle supurge konacak.
dunyada esyalari rahat ettirmek icin insanlarin saga sola tikistirildigi ilk ev bizimkisi herhalde. ben burdan umudu kestim. evinde beslemek uzere evcil hayvan arayan?
Thursday, January 14, 2010
annem ne demek istiyor?
annem cok bayilmasa da ben su an oturdugumuz evden oldukca memnunum. annemin de memnuniyetsizligi neden kaynaklaniyor tam olarak anlayabilmis degilim.
gecen gun sey dedi mesela: sizin odayi duvarla soyle ortadan ikiye bolsek, yarisini depo olarak kullansak size yine de baya yer kalir gibi (kalan yere yan yana yapisik yataklarimizin bile sigmasi mumkun degil). su an bizim olan odaya da zaten onun 'eve gelen giden oluyor. iki kardes iki odayi zapt ettiniz, sizin ikinizi ayni odaya alalim, obur odayi misafir odasi yapalim' demesiyle dolustuk.
bir ay kadar once de mutfaktayken durup dururken 'kardesin universiteye baslasin da rahat rahat yerlestireyim su dolaplari' demisti. kardesimin universiteye baslamasiyla rahat rahat yerlestirilen mutfak dolaplari arasinda bir ilgi kuramamistim acikcasi.
kendisinin zaman zaman bir bize, bir kitapliklarimiza bakip 'bunlar ne zaman gidecek bu evden' diye ic gecirdigi de vaki. kitapliklari kast ediyor tabi. 'ileride biz babanla ikimiz kalinca bu evde, su evin sikis tepisliginden de kurtulmus olacagim' derken evi sikis tepis yapanin hala sakladigi 30 senelik ceyizleri oldugunu ummak istiyorum.
annem bize bir sey anlatmaya calisiyor ama ne? cozemedim henuz.
gecen gun sey dedi mesela: sizin odayi duvarla soyle ortadan ikiye bolsek, yarisini depo olarak kullansak size yine de baya yer kalir gibi (kalan yere yan yana yapisik yataklarimizin bile sigmasi mumkun degil). su an bizim olan odaya da zaten onun 'eve gelen giden oluyor. iki kardes iki odayi zapt ettiniz, sizin ikinizi ayni odaya alalim, obur odayi misafir odasi yapalim' demesiyle dolustuk.
bir ay kadar once de mutfaktayken durup dururken 'kardesin universiteye baslasin da rahat rahat yerlestireyim su dolaplari' demisti. kardesimin universiteye baslamasiyla rahat rahat yerlestirilen mutfak dolaplari arasinda bir ilgi kuramamistim acikcasi.
kendisinin zaman zaman bir bize, bir kitapliklarimiza bakip 'bunlar ne zaman gidecek bu evden' diye ic gecirdigi de vaki. kitapliklari kast ediyor tabi. 'ileride biz babanla ikimiz kalinca bu evde, su evin sikis tepisliginden de kurtulmus olacagim' derken evi sikis tepis yapanin hala sakladigi 30 senelik ceyizleri oldugunu ummak istiyorum.
annem bize bir sey anlatmaya calisiyor ama ne? cozemedim henuz.
Sunday, January 3, 2010
bilgi cagi, internet, kitap okumak
eksi sozluk'te dun cok atesli bir kitap okuma tartismasi dondu. kitap okumanin eksikliginin hissetmemenin buyuk bir kayip oldugunu savunanlarla 'uzay cagi'na girdigimiz su gunlerde internetler filan dururken hayla daha kitap mi kaldi'cilar birbirlerine girdiler.
ben sahsen tabi ki bu tartismada internetcilerin tarafini tutuyorum. bilgi edinmek istiyorsam acip internete, wikipedia'ya bakmak yerine sayfalarca kitap okumanin mantikli bir tarafini goremiyorum. kitap zaten cok statik, kendini guncelleyemiyor. simdi herhangi bir saygin yayinevinin yayinladigi herhangi bir kitabi acip baksam, hicbirinde tavani michelangelo tarafindan resimlenmis 16. sapelden (sixteenth chapel) bahsedilmedigine adim gibi eminim. ama internet oyle mi, tak yaziyorsun "sixteenth chapel" diye google'a, istemedigin kadar site, resim aninda karsinda (sipesil tenks tu steven pinker for di inspireysin).
yok ben illa kitap okucam diyorsaniz da sparknotes'da ozetleri var kitaplarin, aradaki laf kalabaligiyla vakit kaybetmeyin, ordan okuyun. bu kiyagimi da unutmayin.
http://www.newyorker.com/humor/2009/11/09/091109sh_shouts_cowen
ben sahsen tabi ki bu tartismada internetcilerin tarafini tutuyorum. bilgi edinmek istiyorsam acip internete, wikipedia'ya bakmak yerine sayfalarca kitap okumanin mantikli bir tarafini goremiyorum. kitap zaten cok statik, kendini guncelleyemiyor. simdi herhangi bir saygin yayinevinin yayinladigi herhangi bir kitabi acip baksam, hicbirinde tavani michelangelo tarafindan resimlenmis 16. sapelden (sixteenth chapel) bahsedilmedigine adim gibi eminim. ama internet oyle mi, tak yaziyorsun "sixteenth chapel" diye google'a, istemedigin kadar site, resim aninda karsinda (sipesil tenks tu steven pinker for di inspireysin).
yok ben illa kitap okucam diyorsaniz da sparknotes'da ozetleri var kitaplarin, aradaki laf kalabaligiyla vakit kaybetmeyin, ordan okuyun. bu kiyagimi da unutmayin.
http://www.newyorker.com/humor/2009/11/09/091109sh_shouts_cowen
Labels:
internet,
kitap okumak,
michelangelo,
sistine chapel
Subscribe to:
Posts (Atom)